Doları devre dışı bırakacak hamle

Doları devre dışı bırakacak hamle

Avrupa Birliği, kuracağı yeni bir ticari mekanizmayla ABD'nin İran'a uygulamaya başlayacağı...

Meteoroloji uyardı! Vatandaş diken üstünde

Meteoroloji uyardı! Vatandaş diken üstünde

Meteoroloji, İstanbul'u vurması beklenen Orta Akdeniz'de oluşan tropik fırtına Kırbaç...

Kuzey Kore ve ABD yine karşı karşıya

Kuzey Kore ve ABD yine karşı karşıya

Kuzey Kore Dışişleri Bakanı Ri Yong Ho, Kore yarımadasının nükleer silahlardan arındırılması için...

3. Havalimanından büyüleyen gece manzarası

3. Havalimanından büyüleyen gece manzarası

Havalimanı'nın 'kale' figüründen esinlenerek yapılan 'Hava Trafik Kontrol Kulesi'nin gün...

Endonezya'da 7,5 büyüklüğünde deprem

Endonezya'da 7,5 büyüklüğünde deprem

Endonezya'nın Sulawesi adasında 7,5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremin ardından...

  • Doları devre dışı bırakacak hamle

    Doları devre dışı bırakacak hamle

    Pazar, 30 Eylül 2018 08:00
  • Meteoroloji uyardı! Vatandaş diken üstünde

    Meteoroloji uyardı! Vatandaş diken üstünde

    Pazar, 30 Eylül 2018 07:47
  • Kuzey Kore ve ABD yine karşı karşıya

    Kuzey Kore ve ABD yine karşı karşıya

    Pazar, 30 Eylül 2018 07:40
  • 3. Havalimanından büyüleyen gece manzarası

    3. Havalimanından büyüleyen gece manzarası

    Pazar, 30 Eylül 2018 07:34
  • Endonezya'da 7,5 büyüklüğünde deprem

    Endonezya'da 7,5 büyüklüğünde deprem

    Pazar, 30 Eylül 2018 07:25

Erdoğan'dan FLAŞ AÇIKLAMA !

libyaAK Parti'nin TBMM grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
KILIÇDAROĞLU HARİTADA LİBYA'NIN YERİNİ GÖSTEREMEZ

"Mısır ve Tunus ile ilgili samimi çağrılarımızı çarpıttılar. Bu açıklamalarımızı ana muhalefet partisi lideri, aceleci buldu ve eleştirdi. Şimdi de Libya konusunda neden açıklama yapmıyorsunun diye eleştiriyor.

CHP Genel Başkanı kendinine sorulan bir soru üzerine ‘Ödülün hakkını veriyor’ diye sorumsuz bir açıklama yapıyor. Haritada yerini göster denildiğinde gösteremez. Oralarda ne kadar Tük çalışıyor, ne kadar Türk işadamı var diye sorsanız bilemez. Sırf hükümeti eleştirmek uğruna Libya’daki Türk vatandaşların güvenliğini tehlikeye sokacak kadar ileri gidebiliyor.

Türkiye hiçkimsenin keyfi için aceleyle, duygusallıkla, özellikle ısmarlama beyanatlara göre dış politikasını belirleyen bir ülke değildir. Geçmişte olduğu gibi dış politikasında birilerinin peşine takılıp giden, gündemi belirlenen bir ülke de değildir. Ne zaman, nerede ve nasıl açıklama yapacağımızı gayet iyi biliyoruz. Bunun zamanlaması için kimseden talimat almayız. Anı, vakti geldiğinde gerekli beyanatları yaparız. Biz her konuda ilkesel duruşumuzu ortaya koyar, tarihi mesuliyetimizin bilincinde olarak gereken mesajı tüm dünyaya veririz.
TÜRKİYE'NİN TAVRI, OLAYLARIN SEYRİNİ ETKİLİYOR

Batılı ülkelerin ne söyleyeceği değil de Türkiye'nin ne söyleyeceği merak ediliyorsa bugün, Türkiye'nin alacağı tavır olayların seyrini etkiliyorsa, bunun sorumluluğuyla haraket etmeliyiz. Bu konular fantazi yaparak değerlendirilemez. Büyük devletlere yakışan kenarda durup seyretmek değilse, kenarda laf üretmek de değildir. Biz gerekli incelemeleri yapıyor, gerekli adımları atıyoruz. Diplomasi, medya karşısına çıkıp söylem üretmekle yapılmaz.

LİBYA'DAN ALINAN ÖDÜL NE ÖDÜLÜDÜR?

Böyle hassas ve önemli bir konunun iç politika polemiği haline dönüştürülmesi son derece yanlıştır, ülkemizin milli çıkarlarına zarar verir. Libya'da bana verilen ödül ne ödülüdür? Filistin meselesine duyarlılığımız, o konudaki çabalarımız için verilmiştir. Bu ödül bir yönetimin değildir, Ortadoğu halklarının Türkiye sevdasını gösterir. Libya'da şahsımız nezdinde Türkiye'ye verilen ödül, Filistin davasına yaptığımız katkılar sebebiyle, halkların sevgisinin bir sonucu olarak verilmiştir.

Kasım ayında ödülü alırken bir konuşma yaptım. Bu ödülü alırken ne dedim? Bunun değerlendirmesini yapmayıp kalkıp da 'bu ödülü geri ver' diyenler, hangi maksada hizmet ettiklerini düşünüyor mu? Sözlerimin bir kısmını burada tekrar etmek istiyorum.
İNANÇLARIMIZA YÖNELİK AÇIK BİR HAKSIZLIK

Savaşlar, afetler, zulümler gizli kalmadığı gibi insan hakları, evrensel değerler, demokratik haklar da artık gizli kalmıyor. Yerele sıkışmıyor. Bize düşen medeniyetimizden, tarihimizden aldığımız ilhamlar, evrensel insan haklarını bizim hayata geçirmemizdir. Bu noktada kendimizi öz eleştiriye tabi tutmayı önemli görüyorum. İslam coğrafyasının yoksullukla, terörle, ayrımcılıkla anılıyor olması, aynı şekilde inançlarımıza yönelik açık bir haksızlıktır. Bu sorunları gidermek, hepimize düşen ahlaki ve siyasi bir görevdir. Bu gerçekleri görüp üzerine cesaretle gitmek zorundayız. Yeryüzündeki her türlü haksızlığa karşı onurlu bir duruş sergilerken, gerektiğinde kendimizi ve çevremizi sorgulama olgunluğunu göstermek zorundayız. Bu sözlerimi Libya'da da ödül alırken samimiyetle dile getirdim.

Biz oradaki vatandaşlarımızı Türkiye'ye getirmek için canla başla çalışırken, vatandaşlarımızın oradaki güvenliğini en üst seviyede gözetirken, birilerinin çıkıp hükümeti sıkıştırma gayretine girmesi, sorumsuzca olduğu kadar tehlikelidir. Libya'da durum bu kadar hassasken, buradan siyasi rant elde etme çabasına girmek sorumsuzluktur, fırsatçılıktır, dikkat çekicidir. Bu küçük hesapları ben milletimin hakemliğine havale ediyorum.
LİBYA'DAKİ TÜRKİYE VATANDAŞLARININ TAHLİYESİ

Libya'da bizim 25 binin üzerine vatandaşımız bulunuyor. 1000'in üzerinde vatandaşımızı tahliye ettik. Bugün aynı zamanda TSK'nın İskenderun gemisi, İDO'nun iki deniz otobüsü bölgeye öğleden sonra ulaşacaklar. Orada bizim bir vatandaşımızın burnunun kanaması, beklenmeyen bir durumun olması, herhalde bu çığırtkanları çok daha farklı bir hale getirir. Biz bunları düşünerek hassasiyetle davranıyoruz. İlk andan itibaren Kaddafi'yle iki kez görüşmem oldu, oradaki vatandaşların tahliyesine yönelik. Şu anda önceliğimiz, Libya'daki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarımızın tahliyesidir.

Demokratik taleplerini dile getirenlere karşı, insaf dışı davranılması, şiddetin artarak Libya'nın geneline yayılması tehlikesi bizim en büyük endişemizdir. Libya yönetiminin böyle bir yanlışın içinde olmaması gerekir. Libya'da akan kanı, kendi vücudumuzdan akan kan olarak görürüz. İnsanların hayatını kaybetmesinden, yaralanmasından büyük üzüntü duyarız. Libya'da bulunan Türklerin hayatları ve hakları, kardeş Libya halkına emanettir.
YANGINDAN MAL DEĞİL CAN KAÇIRACAĞIZ

Biz Tunus'taki olaylar sırasında şov yapmak için değil, tamamen insani kaygılarla, ilkelerimizle hareket ettik. Bu ülkelerin hiçbirindeki olaylar birbirine benzemiyor. Biz insanla ilgiliyiz, canla, hayatla, haklarla ilgiliyiz. Bizim duyarlılığımız tamamen insani hassasiyetlerdendir. Ülkelere, halklara, halkların dinine, mezhebine bakmadan, evrensel değerleri savunuyoruz. Tüm coğrafyadaki halkları kendimize kardeş olarak görüyoruz. Halkının taleplerine, arzularına kulak tıkayan, kendi halkını düşman, tehdit gibi gören hiçbir yönetimin uzun süreli ayakta kalması mümkün değildir. Hele halkına bu noktada şiddet uygulayan hiçbir yönetim, istikametini koruyamaz, istikrarı sağlayamaz. Biz bölgede hem istikrar, güven, huzur istiyoruz, hem de demokratik taleplerin karşılanmasını arzuluyoruz. İstikrar bastırmakla değil, adaletle, refahla sağlanır.

Biz 8 yıldır bunu söylüyoruz. Önceliğimiz, bu coğrafyadaki halklarımızın güvenliğini tesis etmek için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Bu gelişmelerden siyasi rant elde etmek, yangından mal kaçırma gayretidir, insanımızın güvenlğini tehlikeye atar. Biz yangından mal değil, can kaçıracağız.

Ülkemizin menfaatlerini tek ses olarak savunmalıyız. Biz burada bile tek ses olamıyoruz. Bu nasıl bir anlayıştır? Bütün muhalefetin mantığı budur. Nasıl çıkar sağlayalım diyorlar hemen. Yandaş ve candaş medyaya bakıyorsun o da aynı. Sorumlu davranmak yok. Büyük bir ülkenin medyası ve aydınları gibi davranmaya davet ediyorum medyayı ve aydınlarımızı.
MİLLET MHP'NİN ENSESİNE TOKADI VURMUŞTUR

10 yıl önce, 21 Şubat 2001'de bir milli güvenlik toplantısı sonrası yaşanan ekonomik kriz, Türkiye'nin yaşadığı en derin kriz olarak tarih sayfalarımızda yer aldı. Bir cumhurbaşkanı, anayasa kitabını aldı, o günün iktidarının suratına fırlattı. Başbakan demiyorum, çünkü koalisyon hükümeti vardı. Şimdi MHP Genel Başkanı Mersin'de halka hitap ediyor. "Alnımız açık, ensemiz de açık, başarısızlığımızda tokat atılması için. Bir defa denenmek istiyoruz, iktidara talibiz" 2001 krizinden bir gün önce de şunları söylüyordu: "Eğer biri bir iş başarmışsa, milletimizin onu takdir eder. Ama başarısızlığı olmuşsa onun da ensesine tokat atar." Öncelikle Sayın Bahçeli'yi aziz milletimizin bu engin ferasetini teslim ettikleri için tebrik ediyorum. Millet, seçim sandığında, MHP Lideri'nin deyimiyle 'ensesine tokadı vurmuştur'.

Ensesine yediği tokadı belli ki hatırlamıyor, hatırlamak istemiyor. Ben aziz milletimizin şu hususu iyi hatırlamalarını rica ediyorum: Türkiye'de demokrasiye ne zaman müdahale edilmişse, sivil siyaset üzerinde baskı kurulmuşsa, o zaman ekonomi ağır darbeler almıştır. Çetelerin, karanlık güç odaklarının siyaseti dizayn çabaları da ekonomiyi olumsuz etkilemiştir. 1960, 1980 müdahalesi ve sonrasındaki ekonomiye bakın, bu tabloyu görürsünüz. İşte 1997 yılında sivil siyasete yönelik müdahale tarihimizin en büyük krizi olarak başgöstermiş, 21 Şubat 2001'de de adeta patlayarak arkasında büyük bir enkaz bırakmıştır.
EKONOMİDEKİ GELİŞMELER

Biz, o bırakılan pisliği şuanda temizledik, temizliyoruz. Ama dönemin iktidar ortakları bundan rahatsız oluyor. Evet siz bu ülkeye böyle bir pislik bıraktınız, 21 banka fona devredildi. Bunun bedelini benim halkım ödedi. Gecelik faizlerdeki patlamalar akıl almaz seviyelere çıktı. Demokratikleşme diye bir şey kalmadı bu ülkede. İçeride, dışarıda istikrar, güven adına bir şey kalmadı. Demokrasiden taviz vererek, dış politikada pasif kalarak büyüyemezsiniz, güçlü bir ekonomi kuramazsınız. Nitekim bize o dönemde bunu yaşattılar. Biz özellikle 1999-2002 arasında bunu çok açık net yaşadık.

Biz güveni sağladık, istikrarı sağladık ve Türkiye'nin demokrasiyle büyüyeceğine karar verdik ve bunu gerçekleştirdik. Ekonominin bunlarla doğrudan ilgili olduğuna inandığımız için tüm bu olayları 8 yıl boyunca at başı götürdük. Bunu tesadüf olarak görenler çıktı, bu tutmaz dediler. Gelişmeler ardı ardına gelmeye başlayınca, başbakan haklıymış demeye başladılar. Sonunda ne oldu? Bütün dünyadaki kredi kuruluşları Türkiye'nin başarısını konuşmaya başladı.
Bir anayasa kitapçığının fırlatılmasıyla, 675 lira olan dolar kuru, birkaç gün içinde 1 mliyon 470 bin liraya ulaştı. Ülkeyi bu hale getirenlere millet en büyük cevabı, enseye tokatla vermiştir.

KÜLHANBEYİ EDEBİYATI YAPIYORLAR

Bazen çıkıp külhanbeyi edebiyatıyla konuşuyorlar. Biz de o edebiyatın içinde büyüdük ama kullanmayız, terbiyemiz müsaade etmez.

Bir genel müdürlüğü idare edemeyen, nasıl olacak da bu ülkeyi idare edecek? Sonra çıkıp oraya onu dağıtıyor, şuraya şunu dağıtıyor. Dürüst ol! Ama biz hep söyledik, ne aldatan ne aldanan olacağız. Biz bu yolla gelen oyu kendimize yakıştırmayız.

OGS ve KGS kalkıyor

kgsOtoyol gişelerindeki en büyük sorunun OGS ve KGS sisteminin bir arada bulunarak zaman kaybının yaşanmasına neden olduğuna işaret eden Bakan Yıldırım; ilk kez İzmir - Çeşme Otoyolu'nda yapılması planlanan bir Hızlı Geçiş Sistemi (HGS) geliştirdiklerini söyledi.

İzmir Çevre Yolu Otokent 6'ıncı Sanayi Sitesi Bağlantı Yolu'nun açılışı için kente gelen Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım açılış öncesinde partisinin İzmir İl Başkanlığına nezaket ziyaretinde bulundu. Ziyarette İzmir için projelerin devam ettiğini belirten Bakan Yıldırım, İZBAN'nın resmi açılışına Başbakan Erdoğan ve CHP Lideri Kılıçdaroğlu'nun katılımı ile gerçekleşeceğini söyledi.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Bakanlık olarak İzmir'e ait sürpriz çalışmaların olduğunu ancak bunların biraz sabır ve merakla beklenmesi gerektiğini söyledi. Basın mensuplarının 12 Haziran tarihinde yapılması beklenen seçimlerde İzmir'den milletvekilliği konusunda adının geçme ihtimalini sorusuna Bakan Yıldırım; "Kimin nerden nasıl aday olacağı belli olmaz. Benim adaylığımın konusu hakkında görüş beyan etmeme irademin dışındadır. Ancak nerden aday olursak olalım bizler görevimizin başında oluruz. Bu konuda İzmirlilerin de tercihlerine saygı duyarız" diye cevap verdi.

"İZMİR SİYASETTE HOŞGÖRÜNÜN MERKEZİ"

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, AK Parti Hükümeti ile İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ortaklaşa yaptığı Aliağa-Menderes raylı sistem hattının açılışının 6 Martta gerçekleştirileceğini ve törene Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu`nun da katılacağını belirtti. Bakan Yıldırım; " İzmir farklılığı ile siyasette de hoşgörünün merkezidir. Buranın açılışını 6 Mart saat 14.00`da Alsancak Garı`nda yapacağız. İZBAN`ın açılışı nedeniyle 6 Martta düzenlenecek törene Sayın Başbakanımız ve ana muhalefet partisi lideri Sayın Kılıçdaroğlu da katılacak. Böylece İzmir bir kez daha farklılığını ortaya koyacak. Siyasette hoşgörünün, uzlaşmanın da merkezi olduğunu İzmir, Türkiye`ye göstermiş olacak. Bu proje daha önce başlanmış ancak devam ettirilememiş. Yarım kalan kuzey güney Aliağa-Menderes raylı sistemi bakanlığımız tarafından ele alınarak, Büyükşehir belediyesiyle birlikte tamamlandı ve hizmete girdi. Bu proje Türkiye`de bir ilktir. İlk olan merkezi hükümet şehir içi toplu taşıma altyapısını yapmıyor.

İzmir`de yarım kalan bu sistemi tamamlamak için bakanlık olarak inisiyatif aldık. Belediyeyle birlikte bu işi tamamladık. İzmirlilerin hizmetine sunduk.Türkiye`nin en uzun raylı sistem altyapısını İzmir`e kazandırdık. Daha şimdiden haftalık 600 bin kişiye ulaştı. Daha kapasitesinin beşte biriyle çalışıyor. Günlük 500-550 bine ulaşacak.Bunu başlangıçta söylediğimizde `bu büyük bir hayal` diyenler vardı ama onun hayal olmaktan çıktığını gün geçtikçe herkes anlamaya başladı.Aliağa`dan Gaziemir`e, Menderes`e kadar aktarmalar da bedava olmak üzere 170 kuruşa insanlar 31 istasyonda seyahat edebiliyorlar. 80 kilometrelik bir mesafeyi rahat ve konfor içinde katetmiş oluyorlar, çok çağdaş güzel bir hizmet. İzmir`e yakıştı böyle bir hizmet. Burada da hükümet olarak çok önemli katkımız var. Bundan da büyük mutluluk duyuyoruz" diye konuştu.

OTO YOLLARDA HIZLI GEÇİŞ SİSTEMİ

Otoyol gişelerindeki en büyük sorunun OGS ve KGS sisteminin bir arada bulunarak zaman kaybının yaşanmasına neden olduğuna işaret eden Bakan Yıldırım; ilk kez İzmir - Çeşme Otoyolu'nda yapılması planlanan bir Hızlı Geçiş Sistemi (HGS) geliştirdiklerini söyleyerek şöyle konuştu: "Bu da OGS olacak ama mevcut OGS gibi değil. Kolay temin edilen, KGS gibi temin edilen bir sistem. Bu olunca olumsuzluklar ortadan kalkmış olacak. Gişelerin de ortadan kalkmasına ihtiyaç kalmayacak. Bunun da ilk uygulamasını İzmir-Çeşme Otoyolu`nda yapacağız. Birkaç ay içerisinde biter. Hızlı geçiş sistemi (HGS) olacak ama OGS diye de söyleyebiliriz."

İZMİR - İSTANBUL OTOYOLU'NUN TEMEL ATMA TARİHİ 27 ŞUBAT

Bakan Yıldırım, İstanbul-İzmir otoyoluna sadece İstanbul`dan değil, İzmir`den de başlayacaklarını belirterek 27 Şubat tarihinde Cumhuriyet Meydanı`nda bir tören düzenleneceğini kaydetti.Etkinliğe tüm İzmirlileri davet eden Bakan Yıldırım; "Bu proje İzmir için çok büyük bir projedir" diye konuştu.

Ziyaretin ardından AK Parti İzmir İl Başkanı Akay, Yıldırım`a, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın hayatını anlatan bir kitap hediye etti.

TARİHİN EN BÜYÜK TAHLİYE OPERASYONU

tarihAnkara, gösterilerin şiddet olaylarına dönüştüğü Libya'da bulunan yaklaşık 25 bin Türk vatandaşın güvenli bir şekilde ülkeye dönebilmesi için düğmeye bastı.

Cumhuriyet tarihinin en büyük tahliye operasyonu kapsamında önceki gece Dışişleri Bakanlığı'nda olağanüstü bir toplantı yapıldı. Buna göre uçakların inemediği Bingazi'ye kara ve denizden ulaşılmasına karar verildi. İstanbul Deniz İşletmeleri'ne (İDO) ait 1200'er kişilik iki gemi dün Lib-ya'ya gönderildi. Feribotların güvenliğini Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na ait firkateyn sağlıyor. Libya'daki vatandaşların bir kısmının ise karayoluyla Mısır'a nakledilerek buradan uçakla yurda getirilmesi planlanıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan da bizzat Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi'yi iki defa telefonla aradı. Erdoğan'ın Kad-dafi'den Türk vatandaşları almaya gidecek uçaklara izin verilmesini istediği bildirildi. Bu çerçevede Türk Hava Yolları'na ait 4 uçak hazır bekletiliyor.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Genelkurmay ve Milli İstihbarat Teşkilatı yetkilileri başta olmak üzere birçok kurumun katılımıyla gece 22.00'de başlayan ve saat 03.00'e kadar süren acil toplantı yapıldı. Toplantının ilk bölümünde Libya'daki Türk vatandaşlarının tahliyesi ele alındı, ikinci bölümünde ise Ortadoğu'da başlayan demokrasi talepleri masaya yatırıldı. Olağanüstü zirvede Libya'daki Türk vatandaşların ivedilikle yurda tahliye edilmesi öncelikli konu olarak belirlendi. Vatandaşları almaya gidecek uçaklara izin verilmesi için Başbakan Erdoğan Libya lideri Kaddafi'yi aradı. Dışişleri kaynaklarının Zaman'a verdiği bilgiye göre görüşmede sadece Türk vatandaşlarının durumu ele alındı. Erdoğan, oradaki işçilerin ailelerinin endişe içinde bulunduğunu belirterek tahliyeler için kolaylık istedi. Kaddafi bu talebe olumlu cevap verdi. Ancak ilerleyen saatlerde ülkedeki karışıklık sebebiyle izni verecek Libya makamlarıyla bir türlü iletişim kurulamadı. Bunun üzerine Başbakan Erdoğan tekrar telefona sarıldı. Erdoğan, Libya liderine uçuşlar için muhatap alacak kimse bulamadıklarını belirterek Kaddafi'den devreye girmesini istedi. Muammer Kaddafi bu talebe de olumlu cevap vererek gerekenin yapılacağını bildirdi.

İDO'nun bin 200 kişi ve 200 araç kapasiteli Osman Gazi ve Orhan Gazi gemileri, hazırlıkların tamamlanmasının ardından dün Libya'ya hareket etti. Feribotlarda ambulanslarla birlikte Kızılay, İl Sağlık Müdürlüğü ve Emniyet Genel Müdürlüğü personelinden oluşan 30 kişilik bir ekip hazır bulunuyor. Libya'ya 22 saatte ulaşması beklenen feribotlara, yolculuk boyunca bir firkateyn eşlik edecek. Kızılay Marmara Afet Yönetim Müdürü Bayram Emir de ''İDO'nun iki gemisi ile 3 bin battaniye, 3 bin uyku tulumu ve 500'er adet çocuk ve bayan beresi gönderiyoruz. Bunların yanı sıra vatandaşlarımıza yiyecek, içecek, su ve temel ihtiyaç malzemelerinin yer aldığı erzak kumanyaları da götürüyoruz.'' bilgisini verdi.

Libya'daki olaylardan etkilenen 250 kadar Türk vatandaşı da Bingazi kentinden karayolu ile Mısır'a getirilmek suretiyle tahliye edilecek. Vatandaşlar, Mısır'a giriş yaptıktan sonra karayoluyla İskenderiye kentine getirilecek, buradan da uçak ile İstanbul'a gönderilecek. Dün akşam saatlerinde ise Libya Hava Yolları'na ait uçak, Trablus'tan 170 yolcuyu İstanbul'a getirdi. Önceki gün akşam THY uçağı ile 288 kişi Bingazi'den İstanbul'a getirilmişti. Yurda sağ salim dönen vatandaşlar, şiddet olaylarının devam ettiğini, şantiyelere yapılan saldırıların artış gösterdiğini anlattı. Yolculardan Mimar Abdurrahim Bayramoğlu, yağmalama ve şiddet olaylarının ülke geneline yayıldığını ifade ederken, "Tüm Türk şantiyeleri yıkılıyor, yağmalanıyor. Kendimizi zor kurtardık. Trablus Havalimanı insanlarla dolup taştı. İnternet çalışmıyor, telefonlarda zorluk var." dedi.

MAHSUR KALAN TÜRK İŞÇİLERE LİBYALILAR YARDIM EDİYOR

Şiddet olaylarının yaşandığı kentlerden biri olan Libya'nın liman şehri Derne'deki Türk işçilerin, bir düğün salonuna sığındıkları bildirildi. Çalıştıkları şantiyenin yakıldığını aktaran Türk işçilerden Erdal İyidoğan, halk tarafından kalmaları için bir düğün salonuna getirildiklerini söyledi. İyidoğan, "Yaklaşık 150 Türk işçi bir düğün salonunda kalıyoruz. 30 kişi de dışarıda bir yerde kalıyor. Bizi buraya cuma günü getirdiler. Yemek yok, yöre halkı bize ekmek ve su getiriyor. Derne'de hiçbir polis veya güvenlik gücü kalmadı. Liman yağmalandı ve çalıştığımız şantiye yakıldı. Derne'de artık devlet yok." dedi.

ANKARA'NIN TAHLİYE PLANI

1) Öncelik 25 bin vatandaşın tahliyesi, bu amaçla acil tahliye için tüm imkanlar seferber edilecek.

2) Uçakların inişine izin verilmesi için Libya ile üst düzey temas kurulacak. Başbakan Erdoğan bu çerçevede iki defa Libya lideri Kaddafi'yi aradı.

3) Tahliye için Bingazi Başkonsolosluğu'na 5 diplomat ile Özel Harekâtçılardan oluşan bir ekip gönderildi.

4) Uçakların inemediği Bingazi için denizyolunu kullanmak üzere 2 feribot yola çıktı.

5) Tobruk'taki Türk vatandaşlarının Mısır'a kadar getirilip, buradan uçakla tahliyesi için mutabakat sağlandı.

TÜRKİYE LİBYA'YI YAKINDAN İZLİYOR

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Libya'daki Türklerin tahliyesiyle ilgili hükümet ve ilgili bakanlıkların her türlü çalışmayı yaptığını söyledi. Deniz Ticaret Odası Olağanüstü Meclis toplantısına katıldıktan sonra gazetecilerin sorularını cevaplayan Gül, "Libya'da çok sayıda Türk var. Çünkü kardeş bir ülke, aynı zamanda büyük ekonomik yatırımlar yapıyorlar. Türk firmaları da var. Hükümet her kademede, ilgililer her kademede çok yakın takip içinde... olup bitenleri. Daha önceden de bütün bölgedeki ülkeler takip ediliyor. Nerede ne olabilir, nasıl olabilir diye önceden bilgiler alınıyor, gerekli her türlü takip yapılıyor. Dolayısıyla oradaki vatandaşlarımızın en güvenli şekilde tahliyesi için de bütün bakanlıklar, hükümet her türlü çalışmayı yapıyor. Bundan da bilgilendiriyorlar. Ben de yakından takip ediyorum" diye konuştu. Gül, konuyla ilgili Libya lideri Muammer Kaddafi ile görüşmediğini söyledi. Cumhurbaşkanı Gül, Libya'daki Türklerden bazılarının siyasete karıştığı iddiasıyla ilgili olaraksa, "Herhangi bir Türk'ün başka bir ülkede, onların herhangi siyasi faaliyetine katılması söz konusu olmaz tabii ki. Hele hele Ortadoğu ülkelerinde buna Türkler çok daha dikkat ederler. Dolayısıyla doğru olmadığı kanaatindeyim'' dedi.

ERDOĞAN KADDAFİ'Yİ ARADI

Başbakan Tayyip Erdoğan, sokak gösterileriyle karışan Libya'daki Türk vatandaşlarının tahliyesinde sorun çıkınca Libya lideri Muammer Kaddafi'yi aradı. Pazar günü Erdoğan İstanbul'dayken yapılan iki görüşmede, Erdoğan, Kaddafi'den tahliyelerin kolaylaştırılmasını ve yaşanan sorunların aşılmasını istedi. Başbakanlık yetkililerinden edinilen bilgilere göre Kaddafi de Erdoğan'ın taleplerinin normal olduğunu ve gerekli kolaylığın sağlanacağını söyledi. Başbakanlık yetkilileri, Erdoğan'ın geçtiğimiz aylarda Libya'dan aldığı insan hakları ödülünü geri verip vermeyeceğine ilişkin olarak da ödülün iadesinin sözkonusu olmadığını, Başbakan Erdoğan'ın insan haklarıyla ilgili tutumunda bir değişiklik bulunmadığını belirtti. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Libya'da meydana gelen olaylar nedeniyle bu ülkedeki Türklerin Türkiye'ye getirilmesi için çok yönlü çalışmalar yapıldığını söyledi. Beşir Atalay, ''Orada vatandaşlarımız var. Onların buraya getirilmesi ve güvenlikleriyle ilgili çok yönlü çalışmalar yapılıyor. Daha önce diğer ülkeler için de oldu, oradaki diplomatik birimlerimizin güvenliğiyle ilgili istenmişti ama burada Libya ile ilgili henüz öyle somut bir talep bize gelmedi. Talep olursa karşılarız'' cevabını verdi.

Alanzinho böyle istedi

Geçtiğimiz hafta aldığı Sivasspor galibiyetiyle nefes alan Bordo Mavililer, zorlu Manisa deplasmanından da 3 puanla ayrıldı ve liderliği bir gün aradan sonra Fenerbahçe'den devraldı.
ALANZİNHO'DAN MÜTHİŞ GOL

İlk yarıyı Dixon'ın golüyle 1-0 geride kapatan Bordo Mavililer, önce Umut'un golüyle skora denge getirdi. Maçtaki son sözü ise oyuna sonradan giren Alanzinho söyledi. Brezilyalıoyuncu maçın 86. dakikasında attığı müthiş golle takımına altın değerinde bir üç puan getirmiş oldu.EMANET

Gül'den Kaddafi ve oğluna sert yanıt!

TULKYECumhurbaşkanı Abdullah Gül, Libya'daki olayları değerlendirdi önce Libya lideri Kaddafi'ye mesaj gönderdi sonra da isyandan Türkleri sorumlu tutan oğluna yanıt verdi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Libya'daki olaylara bazı Türkler'in karıştığı iddialarına ilişkin, ''Herhangi bir Türk'ün başka bir ülkede, onların herhangi siyasi faaliyetine katılması söz konusu olmaz tabii ki. Hele hele Ortadoğu ülkelerinde buna Türkler çok daha dikkat ederler. Dolayısıyla doğru olmadığı kanaatindeyim'' dedi.

Gül, Deniz Ticaret Odası Olağanüstü Meclis toplantısına katıldıktan sonra çıkışta basın mensuplarının çeşitli konulardaki sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, Tunus ve Mısır'ın ardından Libya'da halk ayaklanması yaşandığına işaret ederek, ''Libya'da çok fazla Türk vatandaşı var. Bu konuyla ilgili genel değerlendirmenizi alabilir miyiz? Ayrıca bazı Türk vatandaşlarının ajanlık faaliyeti yürüttüğü konusunda iddiaları var. Kaddafi ile görüştünüz mü?'' yönündeki soruları üzerine Gül, Libya lideri Kaddafi ile bir görüşmesinin olmadığını söyledi.

Bu olayları bütün Ortadoğu'da başladığından beri bütün ülkelerin yakından takip ettiğini dile getiren Gül, şunları kaydetti:

''Libya'da olanları da yakından, kaygıyla da takip ediyoruz. Çünkü can kaybının olması gerçekten çok üzücü. O bakımdan herhangi bir kardeş kanı dökülmeden bu meselelerin hallolması gerekir ve tabii ki bütün yöneticilerin de halklarının arzularına, dileklerine kulak vermeleri gerekir. Bunu daha önce de söyledim. Libya'da çok sayıda Türk var. Çünkü kardeş bir ülke, aynı zamanda büyük ekonomik yatırımlar yapıyorlar. Türk firmaları da var. Hükümet her kademede, ilgililer her kademede çok yakın takip içinde... olup bitenleri. Daha önceden de bütün bölgedeki ülkeler takip ediliyor. Nerede ne olabilir, nasıl olabilir diye önceden bilgiler alınıyor, gerekli her türlü takip yapılıyor.

Dolayısıyla oradaki vatandaşlarımızın en güvenli şekilde tahliyesi için de bütün bakanlıklar, hükümet her türlü çalışmayı yapıyor. Bundan da bilgilendiriyorlar. Ben de yakından takip ediyorum. Herhangi bir Türk'ün başka bir ülkede, onların herhangi siyasi faaliyetine katılması söz konusu olmaz tabii ki. Hele hele Ortadoğu ülkelerinde buna Türkler çok daha dikkat ederler. Dolayısıyla doğru olmadığı kanaatindeyim''

Tüm hakları uzungolfm.com'a aittir. Sitedeki bilgi ve reismler kaynak gösterilerek kullanılabilir...

www.uzungolfm.com  www.uzungollu.com